Devam ederek, Avaaz'ın verilerinizi nasıl kullanabileceğini ve güvenliğini nasıl sağladığını açıklayan Gizlilik Politikasını kabul ediyorsunuz.
Anladım
Ziyaretçilerin bu siteyi nasıl kullandığını analiz etmek ve size mümkün olan en iyi deneyimi sağlamamıza yardımcı olması için çerez kullanıyoruz. Lütfen Çerez Politikamızı inceleyin.
Tamam
#ÖnceAile Aileyi Korumak ve insanlığın Geleceği için; AiLE YIKAN YASALAR KALKSIN

#ÖnceAile Aileyi Korumak ve insanlığın Geleceği için; AiLE YIKAN YASALAR KALKSIN

146 kişi imzaladı. Hedefimiz  200
146 Destekçi

Kapat

İmzanı tamamla

,
Devam ederek Avaaz'ın size e-posta göndermesini kabul ediyorsunuz. Verileriniz Avaaz Gizlilik Politikası ile korunuyor ve bu belgede verilerinizin nasıl kullanılabileceği açıklanıyor. Dilediğiniz zaman e-posta gönderi listesinden ayrılabilirsiniz.
Bu dilekçe Adem e. tarafından hazırlandı ve Avaaz topluluğunun görüşlerini yansıtmayabilir.
Adem e.
tarafından hazırlanan bu dilekçe
@TBMMresmi @TCbestepe
dikkatine sunuluyor
#ÖnceÂİLE
TÜRKİYE ÂİLE MECLİSİ Âile Yıkan Yasalar Kalksın İMZA
Kampanyası ÇAĞRI



Türkiye’nin 11 Mayıs 2011 yılında imzaladığı 12 Mart 2012'de onayladığı 14 Mart 2012'de TBMM'nin müzakeresiz şerhsiz kabul ettiği ve 1 Ağustos 2014 yılından beri yürürlükte olan İstanbul Sözleşmesi ve bu sözleşmenin güdümünde topluma dayatılan “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesi”ni ve uygulamalarını insana, insanlığa ve geleceğimize düşman olmaları nedeniyle reddediyoruz.

Devletin âdil hakemliğinde, kadın ve erkeğin işbirliği sağlanarak çözülebilecek bir mesele olan kadına yönelik şiddet meselesinden, yeni bir tür “kadın sömürüsü” icat edilmektedir. Kadını ve kadına yönelik şiddeti sömürerek, şiddeti erkeğe, çocuğa, aileye hatta tüm topluma yönelten bu istanbul sözleşmesi, “kadınlara eşitlik” sloganının altına gizlenip insanın yaratılıştan gelen biyolojik kadınlık veerkeklik cinsiyetlerini kabul etmeyen; kurgulanmış lezbiyenlik, gaylik, biseksüellik ve translık gibi ahlaken sapkın eğilimleri Toplumsal Cinsiyet Eşitliği adı altında meşrulaştıran, bu sapkınlıkları yeni nesillere olumlu bir şeymiş gibi dayatan projeleri, Tv programlarını, medya yönlendirmelerini, eğitim faaliyetlerini red ve protesto ediyoruz.

İstanbul Sözleşmesi ve uygulamaları;Erkek olmayı, aileyi ve çocuk merkezli beraberliği patolojik, hastalıklı bir hal olarak gören ve “erkeğe karşı ayrımcılığın, ayrımcılık olarak değerlendirilmeyeceğini” açıkça ilan eden bir sözleşmedir.
Bu minvalde İstanbul Sözleşmesi’ni; erkeğe zulmederek kadından
uzak durmaya, erkek kadın arasında rekabet ilişkisi yaratarak aile
içi huzursuzluğu ve boşanmaları körüklemeye, toplumları sapkın
ve çocuksuz ilişki modellerine yönlendirip nihai olarak bir nüfus
kontrol mekanizması inşa etmeye çalışan emperyalist bir “Ailesiz
Toplum Projesi” olarak görüyoruz.

Bu nedenle İstanbul Sözleşmesi’nin; evlilik, aile kurma, çocuk
yapma niyeti ile kadına yaklaşan erkekleri çok ağır cezalara
çarptırarak evlilikten uzak durmaya zorlamasını reddediyor ve
kınıyoruz.

Bir Avrupa ülkesi olan Macaristan’ın Başbakanı Victor Urban bile
İnsanlar ya erkek ya da dişi olarak doğarlar; toplumsal
olarak kurgulanmış cinsiyetten söz etmeyi uygun bulmuyoruz.

diyerek İstanbul Sözleşmesi’ni imzalamayı reddedebilmişken;
ucu enseste, pedofiliye, hayvanlarla sekse hatta akla hayale gelmeyen
bambaşka sapkınlıklara kadar varan Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
politikalarının, Türkiye gibi Müslüman bir toplumda hayata
geçirilmeye çalışılmasına hayret ediyor, DUR denilsin
istiyoruz. Peru,Macaristan dur diyor..
Türkiye,
bu anlamda İslam ülkeleri için rol model olarak gösterilmek
sureti ile, bu operasyon Türkiye’nin şahsında İslam dünyasına
yönelik bir tehdittir. Bu tehdit, bu anlamda İslam toplumuna ve
mazlum halklara karşı topyekun bir saldırıdır. Bu saldırı aynı
zamanda kadın haklarını savunur gibi gözükmesine rağmen kadına
da bir saldırıdır. İffete karşı saldırıdır. Ahlaka
saldırıdır. Kutsala saldırıdır. Bu Humonoidler ve Siborglar
çağına girerken bir dünyayı büyük ölçüde bir
İnsansızlaştırma operasyonudur. Bu saldırı aynı zamanda global
bir tehdidin adıdır. Bu operasyon Lilith’in kızları üzerinden
İnsan nesline karşı Şeytani bir saldırıdır. Projelerin
arkasında uluslarası emeryalist ve siyonist güçler ve 300'ler
Meclisi var.


Victor Urban’ın başbakanlığındaki Macar Hükûmetinin, “Her ülke
kendi geleneksel aile modelini ve her çocuğun bir anne ile bir
babaya sahip olma hakkını savunma hakkına sahiptir.
” diyerek
sözleşmeyi imzalamayı reddetmesini önemsiyoruz. Evet, mesele tam
da “her çocuğun bir anne ve bir babaya sahip olma hakkını
savunma mücadelesidir
”, bunun altını çiziyoruz.

Bulgaristan Gençlik ve Spor Bakanı Slavço Atanasov da İstanbul Sözleşmesi
hakkında “İlke olarak, kadınları şiddetten korumak
taraftarıyız. Bunu tartışmıyoruz. Fakat bu sözleşme zehirli
meyve içeren güzel bir şeker gibi; içinde tehlikeli metinler
var
.” diyerek sözleşmeyi imzalamayı reddetmişti. Fakat
Bulgarlar bunu, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği politikalarının
Bulgaristan da kurum olarak aileyi neredeyse bitirme noktasına
getirdiği bir anda ancak fark edebildiler. Bulgaristan’da doğan
her 100 çocuktan 58’i artık nikâhsız, babasız, ailesiz bir
ortamda dünyaya geliyor.

Bütün dünyaya dayatılan bu uluslararası proje ile evlilik dışı çocuk
oranı İzlanda ve Şili’de %72’ye, İskandinav ülkelerinde,
Portekiz’de, Fransa’da % 65’lerin üzerine çıktı. Fransa’da
eşcinsel evlilikler 4,5 senede 50.000 rakamını buldu. Normal
nikâhla evlenenlerin sayısı ile “seviyeli birliktelik
sözleşmesi” yapanların sayısı hemen hemen aynı seviyeye
geldi. Evlenenlerin yarısı da tekrar boşandı.

Türkiye’de de daha bir hafta önce TÜİK’in verdiği resmî raporlara göre,
evlenen her 4 çifte karşılık 1 çift boşanmış ve boşanma
oranı sadece son 1 yılda %11 artmış. Yani 50 senede olabilecek
değişim sadece 2014 yılında başlayan şu birkaç senelik süreçte
gerçekleşmiş.


Son 15 yılda 10 milyon evlilik 2 milyon boşanma mevcut. Unutulmamalıdır
ki, aileyi korumak, dağılmış aileleri toparlamaktan çok daha
kolaydır. Üstelik aile kurumunu dağıtmış hiçbir ülkenin onu
yeniden toparlamayı başardığı görülmemiştir. 
  • İstanbulSözleşmesi'ni; “0” (sıfır) yaşındaki kız çocuklarını
    bile kadın sayan; “din, namus, gelenek, örf” veya
    “anne/babalık adına çocukların cinsel yaşamına müdahale
    edilemez” deyip, serbest cinselliği teşvik eden; ancak gayet iyi
    ve samimi niyetle 18 yaşın altında evlenmeye kalkan erkeği 8-10
    yıl tecavüzcüler koğuşuna, eşini ve çocuklarını cezaevi
    kapılarına mahkûm eden bir sözleşme olduğu için reddediyoruz.

  • İstanbul Sözleşmesi'ni; arabuluculuğu ve uzlaşmayı yasakladığı için
    ret ediyoruz. İstanbul Sözleşmesi'ni; kadının beyanı ile
    erkeği tecavüzden 18 yıla kadar cezaevine atan bir sözleşme
    olduğu için reddediyoruz.

  • İstanbul Sözleşmesi'ni; her türlü sapkın; kadın kadına, erkek erkeğe,
    toplu seks ortamlarını meşrulaştırıp, sadece birkaç gün evli
    kalan erkekleri bile ömür boyu nafaka cezası ile cezalandıran
    bir sözleşme olduğu için reddediyoruz.

  • İstanbul Sözleşmesi'ni; boşanan babalara kendi çocuklarını haczettiren,
    defalarca kendi çocuğunu görmek için harç ödettiren, “ebeveyn
    yabancılaştırmaları” ile çocukları babalarına düşman
    ettiren sürece kaynaklık eden bir sözleşme olduğu için
    reddediyoruz.

  • İstanbul Sözleşmesi'ni; her türlü sapkın, nikâhsız beraberliği,
    “normal sağlıklı birliktelik” olarak tanımlayıp anlayışla
    karşılayan ancak evli erkeği; sapkın, tehlikeli, kötülüğe
    meyilli bir sadist olarak gören 6284 nolu yasa gibi yasaları
    içinde barındıran, üstelik bunu Hukukun en temel ilkesi olan
    “suç ispat edilene kadar, masumiyet” kaidesini iptal ederek
    yapan bir sözleşme olduğu için reddediyoruz.


Rusya’nın bile 1,5 senelik bir uygulamanın sonuçlarını fark ettikten sonra,
Bizim için aileyi korumak önemlidir. Birkaç psikolojisi
bozuk hanımefendiyi tatmin etmek için aile kurumunu yıkamayız.
Henüz çocuk yetiştirmek için aileden daha uygun bir ortam
bulabilmiş değiliz
.” diyerek uygulamadan kaldırdığı 6284
nolu; erkeği kendi evinden, çocukları önünde sokağa atan,
toplum önünde aşağılayan ve aileleri geri dönülmez noktaya
götüren yasanın ısrarla uygulamasını protesto ediyoruz.

Bizim de çocuklarımızı sağlıklı bir şekilde büyütebileceğimiz,
koruyabileceğimiz aileden başka bir çözümümüz yok! “Görmüyor
musunuz” diyoruz.

Hatırlatırız ki, beraber ihtiyarlayabileceği bir hayat arkadaşı, yaşlandığında
sığınabileceği çocukları olmayan yapayalnız kadınlar için de
bu dünya Cennet olmayacak. “Güçlü kadın” mottosuyla ailesi
ile bağı koparılmaya, eşi ile rakipleştirilip
düşmanlaştırılmaya, çocuktan koparılıp bireysel bir yaşama
yönlendirilmeye çalışılan kadın, kapitalist sermaye karşısında
yapayalnız ve çaresizdir.

Süreç böyle devam ettiği takdirde; toplum, erkek, kadın, çocuk, devlet
hepimiz kaybedeceğiz. Bundan tek kâr eden elbette çok uluslu
kapitalist sermaye olacaktır.
Gelecek nesillerin hakkı adına, kendi çocuklarımızın ve torunlarımızın
hakkı adına, huzur evlerinde ölüme terk edilmiş ihtiyarların
hakkı adına, intihar noktasına gelmiş depresyon hapları
müptelası yalnızların hakkı adına, sokaklara terk edilmiş
çocukların hakkı adına, geleceğimiz adına, insanlık adına;
çocukları, babaları, anneleri ve aileyi savunabilmeliyiz.


Aileye savaş açmış, toplumu ve aileyi terörize eden İstanbul
Sözleşmesi’nin, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesi’nin ve
bağlı uygulamalarının Avrupa ülkeleri gibi geri dönülmez
aşamalara gelmeden iptal edilmesini istiyoruz. #ÖnceÂİLE
#ÖnceAileyiKoru diyoruz.
İNSANA
AİLEYE ŞİDDETİ VE CİNAYETLERİ ENGELLEMEK İÇİN AİLE YIKAN
YASALAR KALKSIN
Namuslular da
namussuzlar kadar cesur olursa Ailelerimiz, ülkemiz geleceğimiz ve
insanlık kurtulur.

Kamuoyuna duyurulur 12 Mart

2019
TÜRKİYE ÂİLE MECLİSİ AileMeclisi.org
t.me/AileHaklari [email protected] @AileMeclisleri

İMZA kampanyasını şimdilik 957
cemiyet binlerce #ÖnceAİLE gönüllüleri desteklemektedir.

TÜRKİYE geneli etkinlik TAKVİMİ;
12 mart , 14 mart, 15 mart, 16 mart, 18 mart, 18/24 mart

23 Nisan, 25 nisan,
11 Mayıs, 12 mayıs, 15 mayıs, 19 mayıs, 29 mayıs,
16 haziran, 15 Temmuz, 1 ağustos, 11 ekim, 20 kasım, 10 aralık